YENİDEN BAŞLAMAK LAZIM…
Ben her zaman arife günlerini severim, bilen bilir... Telaşları severim yani... Hayatın içindeki güzel kalp çarpıntılarını... Sevgi dolu bir kadının güzelliklerle kalbinden uçurduğu kelebeklerin, Dünya'ya etkisine herkes şahit olmuştur...
Bazıları farkına bile varmaz güzelliklerin, yoksa her evde bir kadın bir gün bile olsa mutlaka mutlu olmuştur... İçine sevgisinden bir parça katar kadın; işine, aşına, yüzündeki gülümsemesine... Kelebeğin çiçeklerin arasındaki edasıyla dolaşmak ister kadın sevdiklerinin yanında, mutlu olmak...
Muhabbet kuşunun şarkısında gizlidir kadının sevdiği şarkılar... Mutlu şarkılar söylemeli ki, huzur dolsun evine gönül pencerelerini açtığı zaman... Yüzünde güller, gülüşünde bahar vardır kadının mutlu olduğu zaman... Ömrünüze yayılır aşkı, sevgisi, matemi sonra kirpiklerinden dökülen bir damlanın ödeyemezsiniz vebalini... Üzmeyin... Üzmeyin... Üzmeyin...
Ben her zaman temizlik yaptığım günlerin akşam üzerlerini severim, akşam arifesi... Herkes bilir sade kahveyi ne kadar çok sevdiğimi ve kadınların ''kahve içimi'' diye adlandırılan zamana neler sığdırabildiklerini... Evini seyreder kadın, bir kahve içimi... Pencereler açılmış, yaşadığı şehre göre çam havası (deniz kokusu) sinmiş evinin her köşesine... Saçlarını savursa dalgalar savrulacak, ürperecek eşyalar nemiyle... Mis gibi kokusu gelir çamaşırların balkondan, çarşaflar değişmiş evlat kokusu sinmiş nevresimler etrafı seyirde... Kahvesini yudumlarken birde yemeğini koymuş ocağa... Yorgun ve telaşlı haliyle saçlarını taramış aynanın karşısında… Belki sabah erkenden işe gitti, gitmeden kendine çeki düzen verdi, çocukları gönderdi ve belki sizinle gönlünce ilgilenemedi ama gün içinde halinin hatırının sorulmasını bekledi... Yoruldu, gülümsedi... Belki yorgundu ama bir kahve pişirip içti yemeğini hazırlarken... Sevgisini kattı saçlarını tararken gülüşüne... Ezmeyin... Ezmeyin... Ezmeyin...
Ben kavuşmaların arifelerini severim... Vuslat ne kadar kalp çarpıntısı oluyorsa sevinçli, hasret o kadar üşütür yüreğimi...Ve kapının zili çalıyordu ilk günün heyecanıyla olmasa da... Kadın son kez bakıyordu, aynada gülümseyen yüzüne... Ve bir erkek geliyordu hatır gönül, kadir kıymet bilmeyen... Doyurdu aç karnını ve cep telefonunda herkese mavi boncuk dağıttı... Kadının gülüşü hüzün, sessizliği ses ve bir direniş olmaya başladı... O günden sonra arife günlerini sevemedi...
Radyoda aynı şarkı çalıyordu... Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım...Çalıyordu, çalıyordu, çalıyordu.... Birileri ömrümüzden her saniye...
Siz şiddeti tokat mı sandınız?.. Siz şiddeti dayak mı sandınız?.. En büyük şiddet kadının umudunu kırmaktır, gülüşünü almaktır yüzünden... Psikolojik şiddete de hayır!.. Sevgili gününüzü kutlarım ama saygıyla, hak edene hakkıyla...
Çok şey var yazacağım; sevgiyle, aşkla yeniden başlamak lazım…
Yazar Hülya Pekçioğlu


