Muğla
Yayınlanma : 24 Ocak 2026 17:16
Düzenleme : 24 Ocak 2026 17:23

MUĞLALI PLANSIZ ACELE KAMULAŞTIRMAYA KARŞI

   Muğla Büyükşehir Belediyesine bağlı Muğla Planlama Ajansı (MUPA); Muğla’da son dönemde artan plansız ve acele kamulaştırma uygulamaları, “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlığıyla bir Halk Forumu düzenledi.
MUĞLALI PLANSIZ ACELE KAMULAŞTIRMAYA KARŞI

MUĞLALI PLANSIZ ACELE KAMULAŞTIRMAYA KARŞI
              Muğla Büyükşehir Belediyesine bağlı Muğla Planlama Ajansı (MUPA); Muğla’da son dönemde artan plansız ve acele kamulaştırma uygulamaları, “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlığıyla bir Halk Forumu düzenledi.


              Menteşe Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde dün ( 23 Ocak 2026) gerçekleştirilen toplantıda; vatandaşlar, muhtarlar, hukukçular, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya gelerek kamulaştırma kararlarının yaşam, tarım, su kaynakları ve gelecek kuşaklar üzerindeki etkilerini tartıştı.

BAŞKAN ARAS: MUĞLA KURAKLIK TEHDİDİ ALTINDA


              Forum öncesi söz alan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras;  acele kamulaştırma kararlarının yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını, doğrudan yaşam hakkını ilgilendirdiğini, alınan kararlar nedeniyle 47 bin köylünün yurdundan olma riskiyle karşı karşıya kaldığını, 200 bini aşkın insanın suya erişiminin tehlikeye girdiğini ve  neredeyse bir Bodrum nüfusunun doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. Kararların halktan kopuk ve tek taraflı alınamayacağını vurgulayan Başkan Aras konuşmasında; “Muğla yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle bir bütündür. Biz bu toprakları atalarımızdan tertemiz aldık, gelecek nesillere de aynı şekilde teslim etmek zorundayız. Bu bizim çocuklarımıza, torunlarımıza olan borcumuzdur. Vatan dediğimiz şey sadece sınırlar değil; yaşadığımız ekosistemin tamamıdır. Yurdu korumak, yaşamı korumaktır. Sadece insanların değil, doğanın da yaşam hakkı vardır. Bugün bu sorumluluk hepimizin omzundadır. Enerji ihtiyacını elbette yok saymıyoruz ancak kırarak, tahrip ederek nereye kadar devam edilebilir? Geri dönülemez zararların önüne geçmek zorundayız,” dedi. Muğla’nın ciddi bir kuraklık tehdidi altında olduğuna dikkat çeken Başkan Aras; kuyu sularının tuzlanmaya başladığını, Mumcular ve Geyik Barajlarında ciddi su kayıpları yaşandığını belirterek, “MUSKİ bu konuyla ilgili gerekli başvuruları yaptı ve süreci başlattı. Suyumuzu, toprağımızı, tarımı korumak zorundayız. Tarım bu kentin geçmişidir, geleceğidir. Yaşamsal önceliğimiz ne, buna birlikte karar vermeliyiz. Köyleri ortadan kaldırdığınızda o insanlar nerede yaşayacak? Özelleştirme sürecinde karşı çıkanlar haklıydı. Özel sermaye ile çalışmak başka, kamu güvencesiyle çalışmak bambaşkadır. Bugün yaşadıklarımız bunun sonucudur.” dedi.
SUSUZLUK MU GIDASIZLIK MI EVSIZLIK MI?

              Muğla Tabip Odası’ndan Dr. Naki Bulut’un moderatörlüğünde gerçekleşen halk oturumunda İkizköy Muhtarı Nejla Işık yaşadıkları süreci, “Çok ağır bir yükün altındayız. Sesimizi duyurmaya çalıştık ancak görmezden gelindik. Bu noktaya gelineceğini biliyorduk. Şimdi bize sorulan soru şu: Susuzluğu mu, gıdasızlığı mı, yoksa evsizliği mi seçeceğiz?” sözleriyle anlattı.  Balcılar Mahalle Muhtarı Mesut Esmer, bu mücadelenin yalnızca İkizköy’ün değil herkesin meselesi olduğunu belirterek, “Bir sonraki acele kamulaştırma kararı gelecek köylerden bir tanesi de biziz. Balcılar’da maden ruhsat sahası içinde yer alıyor. Bugün İkizköy’ün yok olması demek yarın devamında onlarca köyün daha yok olması demek. Bugün bu mücadelede birlikteyiz. ,” dedi.
              Gümüşlük Mahalle Muhtarı Ahmet Ilbıra ise kendi bölgeleri doğrudan etkilenmese de sessiz kalmayacaklarını vurgulayarak, “Toprağımız tehlikede değil diye susacak değiliz. İkizköy ve Akbelen bu süreci yalnız yaşamıyor” ifadelerini kullandı.
               Çamköy’den gelen Zehra Nine 80 yaşında olduğunu, eşinin ise 86 yaşında bulunduğunu bir gecede 50 dönüm arazisinin, zeytinliklerinin ve yarım asırlık ceviz ağaçlarının elinden alındığını söyledi.
Toplantı sonrası paylaşılan ortak bildirgede ise “Acele kamulaştırma kararlarının kamu yararı değil, açık biçimde kamu zararı doğurduğu vurgulandı. Bildirgede, bu kararların yalnızca tapuların el değiştirmesi anlamına gelmediği; su varlıklarını, üretim biçimlerini, yerel istihdamı ve gelecek kuşakların yaşam olanaklarını geri dönülmez biçimde etkilediği vurgulandı. Kuraklık riskinin derinleştiği bir dönemde; bilimsel ve planlı yaklaşımdan uzak uygulamalarla, yöre halkının “Maden geçici, yıkımı kalıcıdır” sözleriyle dile getirdiği kaygılarının altı çizildi. “Tapu sadece bir kâğıt parçası değil; yaşam güvencesidir” denilerek, alınan kararların insanları köklerinden koparacağı uyarısı yapıldı. Ata SEVGİ AjansCANKA